“İyi oldu, müstehak sana gazeteci, hakkını savunduğun halkın gelsin kurtarsın şimdi seni” diyerek geçti yanımdan Ortodoks Aslan. Üç adım sonra döndü arkasını, gözlerime baktı buruk bir gülümsemeyle. “Çay beyler çay” sesi duyuldu, sonra herkes bir bardak hakkı olan çayı almaya gitti. Aslan elinde çaylarla geldi yanıma, bir sigara yaktık, çayından bir yudum aldı, döndü “müstehak sana” dedi, değerli gibi gülmeye başladık.
Telefon kulübesinden çıkan Toso Dayı usulca oturdu yanımıza, bir sigara yaktı, hızlı hızlı tesbih çekmeye başladı. İki küçük kızı var Toso Dayı’nın, Eser gibi kız çocuklarını anlatırken gözleri parlar. Toso Dayı her telefon görüşmesinden sonra buruklaşır. Gözaltına alındığı gün yaşananları hiç unutmayacağını söylemiş, “Kızım hâlâ yüzüme bakamıyor” demişti, “Niye dayı” diye sormuştum, başlamıştı anlatmaya.
Silah tüccarı Toso Dayı’nın evi şafak operasyonuyla basılmış. Ev didik didik aranmış, alt üst edilmiş. Buraya kadar “E normal değil mi” diye soruyorsunuzdur. Kız çocukları ve eşiyle yaşayan Toso Dayı, dizlerinin üstüne çöktürülmüş. Eşinin ve çocuklarının önünde ters kelepçe yaptırılan Toso Dayı’ya küfürler, hakaretler edilmiş, defalarca yüzüne yumruk atılmış, kan revan içinde kalmış. “Doğrulmayayım diye ayak bileklerime basıyorlardı diz üstünde dururken. Kızım beni o halde gördü. Her şeyi yapabilen, dünyanın en güçlüsü olarak gördüğü baba figürü yıkıldı gitti. Kızımın önünde sövdüler, dövdüler. Bunu asla unutmayacağım” diye anlatıyordu yaşadıklarını Toso Dayı. “Kızım o günden sonra yüzüme bakamadı, hâlâ da bakamıyor, aklına polisin yaptıkları geliyor” diyordu.
“Toso Dayı’nın kızlarına polisi, devleti kim sevdirebilir artık” dedim içimden. Silah tüccarı, gazeteci, baron, siyasetçi fark etmiyor. Her insanın bir hakkı yok mu yahu? İnsanca, onurlu yaşama hakkı…
Dün Toso Dayı’nın yaşadığını, bugün CHP operasyonlarında tutuklananlar yaşıyor, diye anlatıyorum Toso Dayı’ya, Aslan’a, Eser’e. Delilsiz tutuklanan CHP’lilerin eşleri tehdit ediliyor, “Ailene de musallat oluruz” deniliyor. Makamlara getirilip malları, çocukları sayılıp “elinizden alırız, kocanıza da söyleyin” diye.
Tesbihini tek parmağına dolayan Toso Dayı, “Hangi kitapta, raconda aileyi, eşi, çocuğu perişan etmek var. Biz bunları nasıl unuturuz” dedi. Hapishane burası, gülmeyeceğin şeylere kahkaha atarsın, aklına gelmeyecek şeylerin yükünü çekersin, intikam ve nefretin peşine düştün mü her anını kinle yaşarsın.
Fısıltıyla kulağıma yaklaşan Eser, “Bunu da yaz gazeteci” dedi, çayını yudumlarken. “Sayım beyler sayım” sonrası ayağa kalktık, “Yazacağım” dedim sıraya geçerken. Ortodoks Aslan hemen döndü, “Müstehak sana oğlum, müstehak….”
Unutmayın, nasıl gelirseniz öyle karşılanırsınız.



