Alın kanka be ya askılıklar köpeğiniz olsun

42 kişi kapasiteli ancak kimi zaman 45-46 mahkum kaldığımız koğuşta kapı açıldı, gardiyanın sesi duyuldu. O sırada silah imal eden ve yurt dışına satan silah tüccarlarıyla muhabbet ediyorduk, hikâyelerinin en can alıcı noktasını anlatıyorlardı.

Bir yandan da aklımda Aslan’ın dün akşam “arkası yarın” diyerek bitirdiği “gençlik hikâyesinin devamında ne olacak” sorusu vardı. Kapıyı açan gardiyan Aslan’ı çağırdı. Sessizlik saatinde olduğumuz koğuşta kulaktan kulağa “Aslan tahliye” cümlesi yayıldı. Neredeyse her gün bir kişinin tahliye olduğu ardından yeni bir mahkumun geldiği koğuşumuzun en renkli, en hoşsohbet kişilerindendi Aslan. Apar topar hazırlanmaya başladı. O hazırlanırken biz de onun dışarı çıkarmaya gerek duymayacağı eşyalarını deyim yerindeyse “yağmalıyorduk.”

“Arkası yarın” dediği heyecanlı hikâyenin devamını dinleyemeyecektik ama biz de onun kadar, tahliye olmuş gibi sevindik. Bölmede beraber kaldığımız mahpuslardan Orhan ise tutukluluğunun 4. ayında, tutukluluk incelemesinde çıkan “tutukluluk devam kararı” sonrası hayal kırıklığı içinde yatıyordu. “Kalk lan Aslan tahliye!” diye seslendim ona. “Aslan tahliye mi be ya” diye yanıtladı beni.

Bir saat önce uzun uzun sohbet ettiğimiz Aslan’ın tahliyesi, Orhan’ın da keyfini yerine getirmişti. Bir saat önce “tutukluluğun devamı” kararı alan Orhan’ı telkin eden ilk kişi Aslan’dı. “Vay be ya” dedi Orhan, “Adam tahliye olmadığıma üzüldüğümde bana moral veriyordu, ‘Üzülme’ diyordu. Şimdi çıkıyor be ya” dedi.

Hapishanelerde hayat çok da beklenildiği gibi gitmiyor, her an her şey olabiliyor anlayacağınız. Tahliyesini bekleyen ve “tutukluluğa devam” kararı sonrası yıkılan mahkumu teselli eden mahkum, hiç beklemediği bir anda tahliye kararı alabiliyordu.

Aslan apar topar giyindikten sonra koğuştan çıktı. İmza ve tahliye işleri için hapishane müdürlüğüne gittiğini düşündük. Aradan birkaç saat geçti, kapı açıldı ve Aslan geldi. “Tahliye falan yokmuş oğlum. Sol el ile ayrı sağ el ile ayrı imza isteyip paketleyip geri getirdiler” dedi.

Bu kez moral verme sırası “tutukluluğa devam” kararı sonrası yıkılan Orhan’daydı. “Yapma be ya abi, olsun çıkacağız hepimiz” dedi. O anda gardiyan kapıyı açtı, Orhan’ı çağırdı, mahkemeye çıkacacağını, hazırlanması gerektiğini söyledi.

“Sabah çıktık ya mahkemeye, ne oldu da çağırıyorlar yine, söylesene kanka” diye sordu Orhan. Sonra hazırlanıp çıktı. Biz de Aslan’ı tekrar keyiflendirmeye çalıştık. Ancak tahliye edildiğini sanıp dolabını boşaltmak, ardından eşyalarını tekrar yerleştirmek zorunda kalmak, bir mahkum için çok da kolay bir duygu değildir.

Üst kattaki bölmemizde oturduğumuz sırada, alt katta avlunun kapısı açıldı ve Orhan’ın “Tahliye be ya” dediğini duyduk. “Çaat çat çat” diyerek Roman havası oynamaya başlamıştı. Koğuşun en neşeli isimlerindendi Orhan. Şimdi yağmalanma sırası onun dolabındaydı.

Saatler önce tahliye olduğu sanılan Aslan’ın dolabını yağmalayan, hakkında verilen “tutukluluğa devam” kararının üzüntüsü içindeki Orhan’ın dolabından 3 askılığı da ben “yağmaladım.”

“Alın kanka be ya askılıklar köpeğiniz olsun” diyordu Orhan.

Orhan beklemeden çıktıktan sonra Aslan geldi yanıma ve “Görüyor musun gazeteci, sabah dolabımı yağmalıyordu. Ben kaldım, o gitti şimdi Orhan’ın dolabını yağmalıyoruz” dedi gülerek, sonra da ekledi:

“Yaz bak bunu da…”

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir