Avanak savcıdan kendisini elleyen gariban köylüye son darbe

Türkiye’nin en büyük sorunu hukuk mu siyaset mi eğitim mi? Daha fazla da sıralayabiliriz. Ama en acı gerçekliği kimi zaman görmezden geliyoruz. Bizim en büyük sorunumuz garibanlık. Garibanlık bizi hem yozlaştırıyor hem de hiç yapmayacağımız şeylere sürüklüyor.

“Dümeeeen” diye bir ses geldi maltadan (koğuşun ortak kullanım alanları). Yine birileri dümendeydi yani belki silah belki uyuşturucu kim bilir belki de ayaklarına sıktığı mevzudan. O sırada bölmemizde gayri meşru camianın en ağırbaşlılarıyla muhabbetteydik. “Dümeeen” diye bir kahkaha da biz patlattık. Bastığı fayansın canı yanmasın diye nazik adımlar atan, koğuşumuzun her işine koşan Mehmet dayısı girdi bölmemize. Yumuşacık ses tonuyla “Selamın aleyküm, rahatsız etmiyorum değil mi” dedi. 70’ine merdiven dayamış Mehmet dayımız sade nescafeye bayılır. Bir de şaraba ve votkaya. Tabii şarap ve votkaya çok uzağız burada.

Mehmet dayı bölmemize girdiği anda koğuşumuzun en merhametlisi Emin’in belki de aklındaydı fazla nescafeyi Mehmet dayıya vermek. Allah’ın işi ya Mehmet dayı gelmeden önce “Çok nescafemiz var” diye konuşmuştuk. Emin, Mehmet dayı ile muhabbet ettikten sonra fazla kahvemizi uzattı, “Sen çok seviyorsun, biliyorum” dedi. Mehmet dayının naifliği dahi utandıran gülümsemesini görmeden anlayamazsınız. Cezaevi burası, insan neye şaşırıp neye üzülüp neye sevineceğini bilemiyor.

Mehmet dayı garibanlığın vücut bulmuş halidir. Yurt dışında büyümüş, çok iyi derecede Fransızcası olan, bir şekilde hayatın pençeleriyle boğuşmaktan bitap düşmüş biri. Tek mutluluğu bir şişe votka, şarap alıp Maçka Parkı’nda kimseye zararı olmadan oturup şişenin dibini bulmak.

Garibanlık ya, bir gün IBAN adresini tanımadığı kişilere veriyor. IBAN’ını verdiği kişiler de ona hesabına gelen paraları çekmesini, başka hesaba yatırmasını karşılığında da ona pay vereceklerini söylüyor. Mehmet dayı da bu “hayırseverlerin” Allah tarafından gönderildiğini, ne iyi insanlar olduğunu düşünüyor. Tek derdi ona düşecek parayla votka ve şarap almak. Garibanlık ya bir hin, maraz olacağını düşünmüyor. Kendini cezaevinde buluyor.

Meğer IBAN hesabı dolandırıcılık parasının başka hesaplara aktarılmasında kullanılmış. Sayısını bilmediği davalar açılmış, cezalar verilmiş. Belki de ömrü yetmeyecek verilen cezaları yatmaya.

Mehmet dayının hesabına gönderilen paralar içerisinde bir savcının da parası varmış. Bir savcı “araba kazandınız” zokasını yutmuş ve bir linke tıklayarak binlerce lirasından olmuş. Savcının parası Mehmet dayının IBAN’ında çevrilmiş. Sonra bu savcı, Mehmet dayıya dava açmış. Mehmet dayı ise o sırada Maçka’da çimlere uzanmış votkasını yudumluyor. Cezaevi burası, kimden ne hikaye çıkacak tahmin edemiyorsunuz. Mehmet dayının hikayesi sonrası silah tüccarı ağırbaşlı Koto dayı patlattı kahkahayı: “Avanak savcıdan kendisini elleyen gariban köylüye son darbe”

Mehmet dayı nescafesini alıp minnetle ayrıldı. Ayrılırken de Emin’e döndü ve “Bana tahliye haberi versen bu kadar sevinmezdim” dedi.

Ya işte “kiminin pırlantası büyük, kiminin ekmeği bayat”

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir