Hapishanenin helalliği ağırdır

Neredeyse her gün avlulardan ıslıklar, alkışlar eşliğinde duyuyoruz, “Hakkınızı helal edin.”

Kimi başka koğuşa sevk oluyor, kiminin kapalı cezaevindeki cezası bitmiş açığa gidiyor, kimi işçi koğuşuna gidiyor. Eser, Toso Dayı, Ortodoks Aslan, Speedy gidenleri izliyoruz. Eser kulağıma eğiliyor, “Bak Furkan, en çok ‘Hakkınızı helal edin’ diye bağıran en çok hak yiyendir” diyor. Toso Dayı da ekliyor, “Hapishanelerin helalliği ağırdır iki gözüm.”

Doğru söylüyorsun dayı, kimi zaman mahkuma en büyük eziyeti yine mahkumun kendisi çektiriyor. O an Abdülhalit’i gördüm, kısık sesle “Akşama tırşik yap da yiyelim” dedim. Koğuşta öyle normal seviyede konuşamazsınız, hemen duyarsınız “Beyler sessiz!”, “Tamam kardeşim sessiziz”.

Eser, Ortodoks Aslan, Toso Dayı, Speedy, Abdülhalit ve benim de olduğum 8 kişi, kahvaltıyı ve akşam yemeğini beraber hazırlayıp yeriz. Kendisini “kimyager” olarak gören Abdülhalit’in yıldız yemeği tırşiktir. Son 10 gündür “Size öyle bir tırşik yapacağım ki göreceksiniz” der ama “Bugün güzel yemek geldi hadi, ben onu bir güzel hazırlarım, tırşiği de yarın yaparız” der. Bugün de yine öyle oldu. Kaldırdım elleri havaya Abdülhalit’e döndüm, “Yarabbi yarabbi” dedim o da hemen başladı “Yarabbi yarabbi hudey bize yardım et”. Soframızı kurduk, hızlı hızlı yemeğimizi yedik; Ortodoks Aslan’ın hikayelerini dinleyeceğimiz, Toso Dayı’nın Abdülhalit’e “Bırak dümeni tozcii” diyeceği, Speedy’nin Eser’i illallah ettireceği bölmemize gitmek için.

Yemek bitti, sofrayı topladık ve öğrendik ki Eser başka, Toso Dayı başka, ben başka bölmelere gönderiliyoruz. Suratlarımız asık yataklarımızı sırtladık, eşyalarımızı toparladık, koğuş içerisindeki farklı bölmelere geçtik. Hapishane burası, dün oturduğunuz sandalyeye bakmışsınız bugün oturamıyorsunuz. Eser, Aslan, Toso Dayı, Speedy ve ben artık ayrı bölmelerdeydik, akşamları toplanıp saatlerce konuşup neşeleneceğimiz ortak alanımız kalmadı. Artık sadece maltada (ortak alan) fısıltılarla sohbet edebilecektik.

Hapishanede koğuşlar arasında avludan avluya atılan kağıtlarla haberleşilir, bunun adı da pusuladır. Merak etmeyin, bunu okuyan hapishane müdürü de gardiyan da bilir. Artık bizim iletişimimiz de pusulalaşmaktan farksız hale geldi anlayacağınız.

“Çay beyler çay” denildi sayımdan sonra. Eser, Aslan, Toso Dayı, Speedy çaylarımızı aldık. Eser tüm yüzünü tebessüme boğan gülümsemesiyle “Artık bölmelerden bölmelere pusula atarak konuşuruz” dedi. Kahkaha da atamıyoruz ki kikir kikir gülmeye başladık. Ortodoks Aslan’la göz göze geldik, “Bir oraya bir buraya gönderilip duruyoruz. Harbiden yatacak yerimiz yok” dedi, gülmeye başladık. Hapishane burası, öyle farklı suçlardan mahkumların bu kadar anlaştığını, gülüp eğlendiğini göremezsiniz. Toso Dayı’ya döndüm, “Neşemizi kıskandı bazıları dayı” dedim. “He valla iki gözüm” diye kafasını salladı.

Öyle ya, hapishanenin helalliği işte bu yüzden ağır.

Cevap bırakın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir